www.takeapen.org 27/03/2017 14:25:32
  _search_TURK
Click to send this page to a colleague_send_to_a_friend_TURK
Click to print this page_print_page_TURK

ÇÖLAŞAN YAZDI: İNSANLARI ÖLÜME GÖNDEREN HÜKÜMET

BU gemi Gazze için yüklendi. 
İsrail işgalindeki bölgeye "İnsani yardım" gidiyordu.
Mavi Marmara gemisine yüzlerce kişi binmişti.
Hiçbirinin can güvenliği yoktu. 
İsrail bunu günler öncesinden açıklanmış, 
gemiyi sahillerine yaklaştırmayacağını, 
gerekirse operasyon düzenleyeceğini bildirmişti. 

Ama onlar, İslamcı örgütler olarak İsrail'in Gazze ambargosunu
bu yolla delmeye niyetlendiler.


Amaçları Müslüman yardım götürmek değil,
Tayyip iktidarının yol vermesiyle İsrail'i zorlamaktı. 
O yardımı İsrail'in içeriye almayacağını bizden daha iyi biliyorlardı.

Eğer amaçları gerçekten yardım etmek olsaydı, 
örneğin Türkiye'de açlık ve sefalet içinde kıvranan dindaşlarına bir kez olsun 
yardım eli uzatır, demiri, çimentoyu, sağlık malzemesini,
ülkemizde çile çeken Müslümanlara götürmeyi de bir kez olsun düşünür ve denerlerdi. Bunu nedense hiç yapmadılar.


Sevgili okuyucularım, burada iki ayrı örnek vereyim.

Varsayalım böyle bir gemi konvoyu, 
"Güneydoğu'da TC tarafından ezilen, sömürülen, köyleri boşaltılan, i
şgal altında tutulan Kürtler (!)" 

için bir yerlerden yola çıkarılmıştı. 

Gemiler "Yardım malzemesini" boşaltmak ve bütün dünyada Türkiye aleyhine 
bir propaganda yaratmak amacıyla İskenderun limanına geliyordu.


Türkiye bu durumda ne yapardı? 

Bırakın Türkiye'yi, herhangi bir başka ülke ne yapardı?

Olanları seyretmekle mi yetinirdi? 

Elbette o propaganda gemilerini zor kullanarak durdurur ve 
limanlarına yaklaşmasına izin vermezdi.

Yine varsayalım, benzer bir konvoy aynı amaçla Kuzey Irak'tan ve 
bütün dünyanın gözleri önünde yola çıkarılmıştı. 

Ne yapardık? Onları buyur mu ederdik, yoksa zorla mı durdururduk!


Son olayda önemli ve insanlık dışı olan, 
İsrail'in bu operasyonu bol ölümlü ve yaralamalı olarak bitirmiş olmasıdır. 

Kınanması gereken budur.

İsrail bu konvoyu durduracağını günler öncesinden duyurmuştu. 
Sertlik bekleniyor, ancak nasıl durduracağı bilinmiyordu. 

Sonuçta insanlarımız ölüme gönderilmiş oldu.


Hükümet, bu konuda olacakları tahmin ediyordu. 

Yine de kafileye el altından destek verdi. 

Gemi baskını gerçekleşirken Bay Tayyip Brezilya, Arjantin, Şili gezisindeydi. 

Soyu ve sülalesiyle turistik geziye çıkmıştı.

O kadar ki, programında Brezilya'da lig maçı izlemek bile vardı.


Şimdi soruyorum:

Hükümet, olabilecekler konusunda bu kafileyi organize eden
İslamcı örgütleri uyardı mı? Hayır! 
Olacakları bildiği halde uyarmadı, tam tersine bu girişimi "Van minıt" olayının 
İsrail'den alınacak rövanşı olarak kabul etti.

Ellerini zevkle ovuşturdular... 

Gidenlere açıktan değil de, el altından gaz verdiler...

"Haydi aslanlar, yolunuz açık olsun" dediler.

Yatacak yeri olmayan, kamarası bile bulunmayan,
sadece Marmara denizinde iç iskeleler arasında sefer yapan
küçük Mavi Marmara gemisini Akdeniz'e saldılar, 
gemiye 600 kişiyi doldurup onları İsrail'in kucağına kurbanlık koyun gibi gönderdiler.

Bu gidişle sadece Tayyip iktidarı değil, 
o iktidarın yandaş-yalaka medyası da günlerce gaz verdi. 

Tayyip'in borazanı olan TRT, 
günler boyunca gemiden canlı yayın ve çığırtkanlık yaptı, 

İsrail'e posta koyanların sözcülüğüne soyundu.


Bu nasıl bir "insani yardım konvoyu (!)" idi ki, 

siyasete, Yahudi düşmanlığına ve AKP politikalarına böylesine alet oluyordu!


Düşünün ki, beğenmediğimiz Kıbrıs Rum Kesimi bile bu oyuna düşmedi, 

gemilerin karasularını kullanmasına izin vermedi.

Bir İslam ve Arap ülkesi olan Mısır, Gazze'ye hem karadan,
hem denizden en yakın ülke. 

Mısır limanlarından Gazze'ye gitmek, gemiyle sadece 3 saat alıyor. 

Mısır'ın bile izin vermediği bu olaya, bizim Tayyip mayyip takımı balıklama atladı 


ve Mavi Marmara taa İstanbul'dan İsrail'e yola çıkarıldı. 

Haritayı açıp bakarsanız, işin sakatlığını zaten görürsünüz.

Evet, AKP iktidarı bu hadiseyi ne yazık ki kendisi açısından şov malzemesi yapmaya yeltendi, 
insanların canını İsrail karşısında hiçe saydı... 

Ve her şeyi eline yüzüne bulaştırdı. 

İsrail'in böylesine bir zorlamaya atraksiyona boyun eğmeyeceği belliydi de, 

ne yapacağını kimse bilmiyordu. 


Gemimiz sefere "Ya Allah Bismillah" diye, Filistin Bayraklarıyla çıkarıldı. 

Arkasından gizli hükümet desteği vardı.

Şimdi insanlar o gemide can verdi, yaralandı. Sorumlusu kim?


Sorumlu hem İsrail'dir, 
hem de bu konvoyu olacakları bile bile veren, 
olası sonuçlarını hiç düşünmeyen AKP hükümetidir. 

Tayyip, soyu sülalesiyle birlikte çıktığı Latin Amerika gezisi sonrasında
bu acı olayın hesabını mutlaka vermelidir. 

Bu işler öyle kendisinin veya suikast mağduru Bülent'in laf kalabalığı ile, 
İsrail'i kınayarak falan geçiştirilemez.

İsrail'in bu cinayetinde acaba hükümetin,
İsrail'i gemiden yapılan canlı yayınlarla günler boyu aşağılayıp tahrik eden yandaş 

ve yalaka medya ile borazan TRT'nin hiç mi günahı vebali yoktur?


Bu bölümün sonunda iki şeyi daha kısaca yazmak istiyorum. 

Hiç kimse "İnsani yardımı" siyasete alet etmesin. 

Eğer bu İslamcılar gerçekten "İnsancıl" ise, 

ülkemizdeki fakir fukaraya da bir kez olsun topluca el uzatsınlar. 

Bizim muhtaç insanlarımız için de bir kez olsun on bin tonluk yardım konvoyları düzenlesinler.


Unutmasınlar, Filistin ve Gazze'de Müslümanlar yaşıyorsa, 

Türkiye'de de Müslümanlar yaşıyor.


İkincisi, dün İsrail'i protesto için sokaklara dökülen kütlelerin, 

terörün şehit ettiği insanlarımız için de,
günün birinde aynı tepkiyi göstermesini dilerim!


AÇILIMDA FAYDA VAR!
SEVGİLİ okuyucularım, 
Türkiye artık bir şehitler ülkesi oldu. 
Her gün şehit cenazeleri kaldırılıyor. 
Karakollar ve askeri birlikler basılıyor, 
Doğu ve Güneydoğu'daki il ve ilçelerde her gün olaylar çıkıyor,
yollarda mayınlar patlıyor, 

ana baba kuzusu fidanlar can veriyor. 
Dile kolay, son olarak İskenderun baskınında 6 şehit birden.
Büyük tantanalarla "Kürtçülük açılımı" yaptılar. 
Tayyipler mayyipler her gün nutuk atıyordu:

"Efendim bu açılım sonrasında terör bitecek, rahat bir nefes alacağız!"


Nah bitti, nah biter! 

Siz Kürtçülük açılımına devam edin!


Başımıza ne geliyorsa "Açılımlardan" geliyor.


Bunların nasıl fasa fiso olduğunu her gün yaşayarak, bir kez daha görüyoruz.


İşte size "Ermeni açılımı" rezilliği! 

ABD, AB ve 3 milyonluk minik Ermenistan'a yalakalık yapmak için
ABD'den emir alarak) Ermeni açılımı yaptılar. 
Ermenistan'ı yönetenlerle falan karşılıklı ziyaretler, geziler, sarmaş dolaş kucaklaşmalar, öpüşmeler möpüşmeler derken, 
işin cılkı çıkmaya başladı. 

Ermenistan, aramızda imzalanan protokolları tanımadığını açıkladı. Rezil olduk.


Tayyip, Brezilya turu sonrasında Arjantin'e gidecekti. 

Fakat oradaki Ermeni lobisi bastırdı,

Atatürk büstünün açılışının yapılmayacağını Tayyip'e bildirdi.

Tayyip bunun üzerine Arjantin gezisini iptal edip acele tarafından Şili'ye geçti.

Bir kez daha dünyaya rezil olduk, 

Ermenilere boyun eğdik.

Bu nasıl ciddiyetsiz bir resmi gezidir ki, ayrıntıları, programı ve
ne olacağı önceden saptanmıyor, devreye Ermeni lobisi girip 
Arjantin Hükümeti'ni yere çöktürüyor! 

Tayyip'in bu gezisini keşke bir tur şirketi düzenleseymiş!


Şimdi iki iddialı açılımın, 
Kürtçülük ve Ermeni açılımlarının meyvelerini hep birlikte, milletçe topluyoruz. 

Şehit vererek, 
aşağılanarak, 
ciddiyetsiz resmi gezileri iptal ettirerek!


Kürtçülük açılımı her gün kaldırılan şehit cenazeleriyle, 
Ermeni açılımı ise rezaletin son boyutu olarak,
en son Arjantin skandalıyla bize geri dönüyor.

Güzel, verimli, yararlı, faydalı açılımlar bunlar!


Bunları kim bulduysa, kim keşfettiyse ve 
Türk milletine kimler yutturmaya kalkışıyorsa, valla helal olsun. 

Daha nice hayırlı açılımlara inşallah!


▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬KATILMAK İÇİN▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬

http://www.facebook.com/INADINACUMHURIYET1923


Copyright © 2001-2010 TAKE-A-PEN. All Rights Reserved. Created by Catom web design | SEO